ad-inserter domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131mec domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131wp-migrate-db domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131updraftplus domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131wordpress-seo domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131polylang domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131accesspress-mag domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131accesspress-mag domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/bookmark/old.bookmark.com.tr/wp-includes/functions.php on line 6131Kıbrıs’a Bu Yaz Gitmek İçin 5 Neden yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>
Kıbrıs, Akdeniz’in üçüncü büyük adasıdır. Ada olması sebebi ile Kıbrıs, temiz ve düzenli plajların yanı sıra berrak denizi, kendinizi dünyadaki bir cennette gibi hissetmenizi sağlayacak. Ve yılın çoğunun güneşli olduğu gerçeğini eklediğinizde, unutulmaz bir deneyim sizi bekliyor olacak. Kıbrıs’ta Maldivler konsepti yaşamak isterseniz de Cratos Hotel’in beyaz kumlu maldivler plajı ve Maldiv Villaları tam size göre.

Kıbrıs, sadece yemek için bile gidilebilecek çok zengin bir mutfağa sahiptir. Çok eski çağlardan bu yana farklı toplulukların uğrak kültür ve ticaret noktası olması nedeniyle farklı yemek kültürlerini bir araya getirerek akdeniz mutfağıyla harmanlamıştır. Hellim peyniri, şeftali kebabı, prohu, ceviz macunu, paluze ve sayısız çeşitte meze ile deniz ürünleri ile lezzet şöleni yaşayacaksınız. Birbirinden zengin çeşitleri, Türk ve Yunan balık kültürünün en nefis yemekleri ile Mey Blue‘ yu denemenizi öneririz.

Kıbrıs, Akdeniz’in en canlı gece hayatına sahip noktalarından biridir. Adada her yıl dünyaca ünlü DJ’ler performans sergileniyor. Kıbrıs’ın en ünlü gece kulübü 3000 kişi kapasiteli Cage Club için gitmeden yerinizi ayırtmayı unutmayın! Mayıs, Ekim arası açık olan Cage Club tüm sezon boyunca ünlü DJ performansları ve showlar ile tam kapasite eğlence sunuyor.

Kıbrıs, yemek, eğlence, deniz-kum-güneşten çok daha fazlasını, tarihi ve kültürel çok sayıda mirası ile de ünlüdür. Girne’nin doğusunda Beşparmak dağlarının yamacında Lüzinyanlılar’ın yaptığı Pella Pais Manastırı, özellikle korsan savaşlarının merkezinde yüzyıllarca kalmış olan Girne Kalesi, Bronz çağından kalma Salamis harabeleri, görülmesi gereken tarihi yerlerinden başında geliyor.

Kıbrıs bol güneşli, yıllık ortalama sıcaklığı 24 derece olan muhteşem bir iklime sahiptir. Yılın hangi zamanı olursa olsun, yazdan kalma bir gün yaşamak için Kıbrıs’a kaçabilirsiniz. Ayrıca Kıbrıs’ta 8 aydan fazla denize girme ve güneşlenme imkanı bulabilirsiniz.
Kıbrıs’a Bu Yaz Gitmek İçin 5 Neden yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>Tromso ve Kuzey Işıkları : Bir Kuzey Kutbu Deneyimi yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>Tromso, kuzey kutup dairesinin 350 km daha kuzeyinde, Dünya’nın en kuzeyindeki “şehir”, “kuzeyin Paris’i” olarak geçiyor. Yani, Tromso’ye gittiyseniz, Kuzey Kutbu’na hoşgeldiniz.
Tromso’ye gitmek için, önce Pegasus ile 4 saat Oslo’ya uçtuk. Uçak rötar yapmayıp zamanında varınca, Tromso uçağı için 5 saat aralık vardı. Sas Airlines’a gidip bizi önceki uçağa alıp alamayacaklarını sorduk ve bizi geri çevirmediler, ek ücret talep etmeden önceki uçağa aldılar. Oslo’dan da Sas Airlines ile 2 saat uçarak Tromso’ye ulaştık. Sas Star Alliance olduğu için Oslo Havalimanında sas lounge’u kullandık. THY Elite yani Star Alliance gold statüsünde olanlar ücretsiz kullanabiliyor burayı. Norveç’te hiç bir yerde görülmemiş bir pahalılık olduğu için arada beklediğimiz 2 saatlik süre için lounge’da yiyip içmek çok iyi oldu.
Yolda o kadar heyecanlıydım ki nasıl geçtiğini anlamadım. Kuzey ülkelerinin bendeki yeri kesinlikle ayrı. İki sene önce Oslo’ya gitmiş ve kendimi kuzey ışığı gördüğüme inandırmıştım.
Tromso’ye 19:00 gibi indik. İnişe geçtiğimizde karanlıktan dışarısı çok az görünse de, dağların fiyordların arasından çok yakın geçerek alçalıyorduk. O an ben Tromso’ye hayran olmuştum bile.
Havalimanına iner inmez, dışarı çıkarak orada bekleyen Flybussen otobüslerine bindik ve gidiş dönüş için kişi başı 160 NOK ( 100 TL) ödedik. Merkeze otobüs yolculuğumuz 10 dakika sürdü.
Tromso şu ana kadar gittiğimiz yerler arasında pahalılıkta kesinlikle bir numara olabilir. İkinci olarak Oslo, sonra da yine İsveç, Danimarka şehirleri filan gelir heralde.

Oteli, fiyatlar uçmadan ayarlamak ve son dakikaya bırakmamak gerekiyor kesinlikle.
Otel olarak Comfort Express’i ayarladık. Tam şehrin merkezinde, odaları küçük ama çok rahat bir otel. Manzarası da şehri görüyordu ve biz çok memnun kaldık.
İlk gün valizleri otele bırakıp kendimizi dışarı attık. Tromso’de fyord turu, kuzey ışığı avı, husky, geyik turu gibi çok fazla tur satılıyor. Bu turları oranın en büyük 3 firması olan Chasing Lights, Pukka Travels ve Arctic Explorers satıyor. Biz bir fyord turuna, bir de kuzey ışığı avına gitmek istiyorduk. Kuzey ışığı avı turu almak istememizin nedeni, kuzey ışıklarının şehrin parlak ışıkları altında görülmesini imkansız olmasıydı (biz öyle sanıyormuşuz) İflah olmaz son dakikacılar olarak gideceğimiz turları önceden ayarlamamıştık tabiki. Çıkıp tur şirketlerine sormaya başladık. Hiç biri yer olmadığını söylüyordu. Kuzey ışığı turunu son dakikada iptal gelerek yer açılan Pukka’dan ertesi gün için aldık ve kişi başı 1490 NOK (950 TL) ödedik. Evet aşırı pahalı ama taa oralara da kuzey ışığı görmek için gitmiştik sonuçta.
Biz Tromso’ye 19:00’da indiğimiz için 18:00’de çıkan kuzey ışığı avı turuna zaten gidemeyecektik. Ama 21:00’de çıkan kuzey ışığı gemi turuna gidebiliriz diye düşünüyorduk, yer olmayınca tur görevlisi, “bu gece çok açık bir hava var, bence teleferikle yukarı çıkın belki orada kuzey ışıklarını görürsünüz” dedi. Biz doğru otele koştuk ve tripodu aldık, sımsıkı giyindik, teleferiğe gitmek üzere taksi arıyorduk.
Tam o anda olan oldu ve kafamızı kaldırmamızla gökyüzünde kuzey ışıklarının dans ettiğini gördük. Hem de onca şehir ışığına rağmen yeşiller, morlar, güçlü bir kuzey ışığı hareketi vardı. Herkes sokaktaydı ve yukarı bakıyordu. Olduğumuz yerde kalakaldık, hareket edersek sanki o muhteşem gösteriyi kaçıracakmışız gibi geldi o anda ve fotoğraf çekmeye başladık. Yanı başımızdaki cruise gemisi de, kendi yolcularına herkes güverteye çıksın kuzey ışıkları geldi diye anonslar yapıyordu. 2 saate yakın inanılmaz bir kuzey ışığı hareketi izledik. O an yaşadığım heyecanı gerçekten tarif etmem zor.


Laponya yazımda kuzey ışıklarının nasıl fotoğraflanacağını anlatmıştım. Ortalık karanlık olacak, flaş ışığı bile olmayacak, tripod kurulacak, uzun pozlama yapılacak vs. Tromso’deki o akşam tüm ezberimi bozdu çünkü bu ışıklar i phone ile dahi fotoğraflanabiliyordu.
Ertesi gün herkes önceki akşam görülen kuzey ışıklarını konuşuyordu. Meğerse 2018-2019 sezonunda görülen en yoğun kuzey ışığıymış ve tam da bizim oraya ayak bastığımız gece oldu. Bucket listine kuzey ışığı görmeyi yazmış biri olarak hayatımın en güzel gecelerinden birin yaşadım orda.
Ertesi sabah erkenden kalktık. Fyord turu alamamıştık ama limandaki teknelere spontane olarak sormaya karar verdik. Arctic Explorers şirketinin teknesi yer olduğunu söyledi ve kişi başı 1400 NOK (900 TL) karşılığında turu aldık.
Norveç’in doğası zaten dilllere destan olduğu için fyord gezisinde gördüğümüz manzaralar gerçekten nefes kesiciydi. Ama bir sorun vardı, hava güneşli olmasına rağmen o kadar soğuktu ki sürekli güvertede durmak mümkün olmuyordu ve dışarı çıktığımda da kat kat giyinmiş vücüdum üşümese de ellerimi hissetmez hale geliyordum. O yüzden çok fazla fotoğraf çekemedim, gördüklerimi unutmamak üzere hafızama yazdım.



Fyord turu 13:00 gibi bitiyor ve Full Stream isminde bir balık şirketine ait binada, havyar servis edilerek Tromso’nün balıkçılık tarihi ile ilgili bilgiler veriliyordu.

Bu balıklar Vikingler zamanından bu yana bu şekilde kurutuluyormuş. Bu hali ile taş gibi sert olan balıklar, suya girdiği zaman aynı vitamin, mineral, protein oranlarını ve hacmini geri kazanarak aynı lezzette yenebiliyormuş. Vikingler bu balıklar ile uzun keşif seferlerine gidiyormuş. Şimdi de, düzgün kurumuş balıklar italya’ya, kötü kuruyan şekli bozuklar Nijerya’ya satılıyormuş.

Aynı yerde, morina balığı karaciğeri yağının da çok kötü olan tadına baktık. İçerideki lofoten’li rehber dahi, bu yağın çocukluğunda kendisine zorla içirildiğini o yüzden nefret ettiğini söyledi. Ama güneşli gün sayısı az olan Tromso ve Norveç’te D vitamini ile omega 3 ihtiyacını karşılamak için onların coğrafyasına verilmiş bir besin olarak çok kullanılıyormuş.
Bu geziden sonra otele gidip akşam kuzey ışığı turuna gitmek üzere biraz dinlendik ve 18:00’de lokasyonlara gitmek üzere yola çıktık.
Önce hava alacakaranlıkken, bir göl kenarında rehber herkese kuzey ışığı nasıl fotoğraflanır dersi verdi. Ben bu konuda tecrübeliydim, Laponya öncesindeki bu konuya çok kafa yormuştum ama bir önceki gece öyle şanslıydık ki iphone ile bile video ve fotoğraf çekmiştik.

Sonra kuzey ışıklarını bekleyeceğimiz noktaya gittik. Uzunca bir süre kuzey ışığı bekledik ve önceleri çok az bir hareket vardı.
O sırada rehber karı kürekle açarak ateş yaktı ve çevresine geyik postu serdi, oraya oturarak geyik eti çorbası ve vejeteryan başka bir seçenekten oluşan yemeklerimizi yedik. Üzerine de ateşte marşmelov ve sıcak çikolata ikram ettiler.

Bir süre sonra kuzey ışıkları kendini gösterdi. Bir önceki akşam gibi yoğun değillerdi ama yine de çok keyifli zaman geçirdik.


Sonraki gün sabah uyandık ve Tromso’yü gezmeye koyulduk. Önce Polar museum’a gittik. Kutupların nasıl keşfedildiğine ilişkin bilgiler ve içi doldurulmuş kutup hayvanları vardı. İçi doldurulmuş husky’ler, deniz aslanları, tilkiler vs son derece rahatsız ediciydi. O kısımları hiç sevmedik. Aslında bu hayvanları avlamak 1970’li yıllarda yasaklanmış. Güney kutbunu keşfeden Amundsen ile ilgili kısım ilgi çekiciydi ama her yerde norveççe yazılar vardı. İngilizce bir kitapçık verseler de takip etmek zor oldu. Amundsen aslında kuzey kutbuna ilk giden olmak istiyormuş ama hazırlıkları sırasında burası keşfedilince rotayı güney kutbuna çevirmiş. Ekipten kimseye de nereye gittiklerini söylememiş. Yanında çok sayıda husky götürmüş, bunları önce kızakları çekmek için kullanmış, sonra da gıda olarak kullanmışlar, yani yemişler. 1910’yu yıllarda geçen bu olay baya ilgimi çekti ve sonra google’da bulduğum tüm kaynakları uzun uzun okudum.



Polar museum’undan çıkınca Tromso Kütüphanesi’ne gittik. 4 katlı son derece büyük ve keyifli bir yerdi. Nüfusu az olan Tromso’ye böyle bir kütüphane yapmaları okuma ve araştırmaya verdikleri değeri gösteriyor. Ortam öyle güzeldi ki, hiç farketmeden kütüphanede 1 saate yakın oturup etrafı izlemişiz. Ama en çok ilgimi çeken şey, 4 katı da birbirine bağlı ve açık olan kütüphanenin en alt katında çok sayıda çocuğun kendi kendine aktivite yapıyor oluşuydu. Aralarında 1 yaşlarında emzikli çocuklar bile vardı, anne babalarının kucağında öyle duruyorlar, önlerindeki kağıtları çiziktiriyorlardı. O kadar çocuğa rağmen kütüphanede çıt çıkmıyordu. Norveç’liler bu yaşta çocuklara kütüphane kültürü aşılayıp şimdiden ortama alıştırmışlardı belliki. Bizim buralarda çocukların soğuk havalarda AVM’lerin oyun parklarından başka seçeneği olmadığını düşününce üzüldük.



Kütüphaneden çıkınca teleferikle Fjelheisen’e çıkmak üzere Tromso köprüsünü yürüdük. Köprüyü yürümek kolay gözükse de, baya bir efor gerektiriyor. Çok kalın giyindiğimiz için bir yandan terledik, bir yandan da tempoyu düşürürsek üşüyeceğimiz için hızlı yürümeye devam ettik. Köprünün sonunda Arctic Cathedral vardı. Hiç alışık olmadığımız mimaride, dünyanın en kuzeyindeki katedral olmakla ünlüymüş.

Katedralin karşısından teleferiğe doğru yürürken çok güzel yerel evlerin olduğu yollardan geçtik.


10 dakikalık yürüyüşten sonra teleferiğe binip Fjellheisen’e çıktık. Biletler 210 NOK ( 134 TL) Tromso zaten soğuk olduğu için zirve tabiki uçuyordu. Ama inanılmaz bir manzara da burdaydı, Tromso ve fyordlar tümüyle ayaklarımızın altındaydı. Tromso’ye gidecekseniz mutlaka buraya çıkmanızı öneririm. Teleferikten inince, uçak saatimiz de yaklaştığı için taksi aradık ama çevrede hiç bulamadık. Biraz yürüyünce insanların otobüs beklediği bir durak gördük. İstanbul mantığında tıka basa otobüse doluştuk ve sorunsuzca merkeze döndük. Sonrasında yine flybussen’e binerek havaalanına döndük ve Oslo’ya uçtuk.
Bir gece Smart Hotel Oslo’da kalıp ülkemize döndük.
Tromso gerçekten ama gerçekten çok soğuk. Biz mart ayında gittik ve Aralık’ta gittiğimiz Laponya’dan kat kat daha soğuktu. İçlik, yün atlet, iki kat polar, kar pantolonu, iki kat çorap, kar botu ve termal mont ile üşümedik ama kesinlikle eldivenler eller için yetmiyor. Tromso sitesinde eller için eldiven değil mitten denilen 4 parmağın bir arada durduğu iki parmaklı eldivenleri öneriyorlar. Parmaklar arasında ısı dolaşımı olmazsa sorun yaşayabileceğimizi söylüyorlar, ki haklılarmış. Yine de böyle bir güzelliği görmek için kesinlikle soğuktan korkmamak gerekli. Kuzey ışığı, fyord gezisi gibi etkinliklerde, size özel termal tulumlar veriyorlar zaten.
Sonuç olarak Tromso, hiç unutmayacağım ve tekrar gitmek isteyeceğim çok güzel bir şehirdi. Coğrafyasının aşmışlığı yanında bir de kuzey ışıkları olunca benim en beğendiğim yerlerin ilk sıralarına yerleşti.
Yine kuzey ışıklarını izlediğimiz Laponya yazımı da buradan okuyabilirsiniz.
Tromso ve Kuzey Işıkları : Bir Kuzey Kutbu Deneyimi yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>Yılbaşında Laponya ve Kuzey Işıkları yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>Hava şartları ve bilmediğimiz koşullar olduğundan ve kısa sürede çok aktivite yapmak istediğimizden turla gitmeyi seçtik ve Setur’dan yılbaşı Tornio turunu aldık.
Laponya rotasında iki seçenek var. Rovianemi ve Tornio. Ben, Baltık denizine de kıyısı olduğu için Tornio’yu seçtim. Aslında aklımda soru işaretleri vardı. Tornio, Rovianemi’deki kutup dairesi çizgisinden 140 km daha güneyde kalıyordu. Öyle olunca kuzey ışıklarını görebilme şansımız da azalıyordu. Yılbaşı döneminde Laponya’ya gitmiş bir kaç kişi ile konuştuğumda, bu dönemin çok kar yağışlı olması nedeniyle kuzey ışıklarını göremediklerini öğrendim. Yani şansımız oldukça düşüktü. Yine de fazla düşünmeden ve kuzey ışığı beklentisi içine girmeden Tornio’yu aldık. İyi ki de öyle yapmışız, nedenlerini az sonra anlatacağım.
Beklentimi düşürmüş olsam da, gitmeden çok önceleri Aurora uygulamasını telefonuma indirerek her gün kuzey ışığı olup olmadığını kontrol ettim. Ne yazık ki fazla bir hareket yoktu. Sonra bir anda tam bizim gideceğimiz gün kuzey ışığı yoğunluğu Ocak ayının en yüksek değeri olan 4 göstermeye başladı. Sonraki günlerde böyle bir aktivite yoktu. Ama hava yine de bulutlu gözüküyordu, yani görmemiz yine de zordu.
İlk gün İstanbul Atatürk Havalimanından, Freebird charter uçağı ile 4 saat uçarak Rovianemi’ye indik. Freebird ile hiç uçmamıştım, internette de fazla bilgi yok. 20 km bagaj hakkı var ve uçak içi ücretsiz yemek ve içecek servisi yapılıyor. Türk hava yollarına eşdeğer bir uçuş ile seyahat ettik. Tüm uçak, farklı acentelerden Laponya turu almış Türklerden oluşuyordu. Küçük tripoda telefonu takmak suretiyle kendi icat ettiğimiz uçuş içi eğlence sistemi ile hiç sıkılmadan netflix izleyerek seyahat ettik.

Uçak indiği anda ben Laponya’dan büyülendim bile. Her yer bembeyazdı. Uçak da karla kaplı piste indi. Uçaktan iner inmez herkes çılgınca fotoğraf çekmeye başlamıştı bile.

Rovianemi’nin küçücük havalimanından çıkar çıkmaz doğru 15 dakikalık mesafede olan Noel Baba Köyü’ne gittik. Burada kutup dairesi çizgisinden geçtik ve artık kutup bölgesindeydik.

Noel baba post ofisinden, kendimize ve arkadaşlarımıza kart attık. İsteyenler Noel Baba ile fotoğraf çekiliyordu ama bana çok turistik geldiği için gidip bakmadım bile.
Biz oradayken, hava durumu bulutlu gösterse de, pırıl pırıl ve bulutsuzdu. Acaba kuzey ışıklarını görebilir miydik? Koşa koşa rehbere bugün kuzey ışığı avına çıkıp çıkmayacağımızı sordum, Rehber “bugün yetişemeyiz ama yolda belki görürüz” diyordu ama yolda göremeyeceğimizi, karanlık bölgelere gitmemiz gerektiğini bildiğim için bayağı üzüldüm.

Noel Baba köyü ve sonrasında Snow Castle’a gittikten sonra, 1,5 saat sürecek Tornio yoluna çıktık. Yolda beklediğim oldu ve Rehber “bu akşam kuzey ışığı görme ihtimalimiz çok yüksek olduğu için kuzey ışığı avına gitmeye karar verdik” dedi ve ben havalara uçtum.
Otele gidip eşyaları bıraktıktan sonra saat 22:00 civarı kuzey ışığı avına çıkmak üzere otobüse bindik. İlk durağımız, karanlık patika gibi bir yerdi. Ben hemen tripod kurdum ve diğer gelenlerle birlikte beklemeye başladık. Karanlıkta yıldızlar öyle güzeldi ki, en son ne zaman yıldızları gördüğümü hatırlamaya çalıştım.
Uzun pozlama ile fotoğraf çektiğimde makinede kuzey ışıklarını görebiliyordum ancak hiç birimiz çıplak gözle göremiyorduk.
Kuzey ışığı fotoğraflamak gerçekten çok zor. Cep telefonu ile çekmek imkansız. Makinenin sensörünün 1’in üstünde olması, geniş açı bir lensi olması ve tripod gibi hareketsiz duran bir yüzeyde durması gerekiyor. Ortamın da zifiri karanlık olması ve gökyüzünde mümkünse ay ve bulut olmaması gerekiyor. Bu noktada, çevrede çekilen flaşlı bir fotoğraf bile pozlamayı bozabiliyor.
Ben uzun pozlama yapıyordum ve deklanşöre bastığımda hareket yaratmamak için zaman ayarı ile çekim yapıyordum. Öyle profesyonel bir makine ve lens götürmemiştim yanımda, Sony RX M3 kompakt makine ile yakalamaya çalışıyordum ve ne kadar iyi olduğu beni şaşırttı.
İlk lokasyonda ışıkları çıplak gözle göremeyince diğer yere gitmek üzere tekrar yola çıktık. İkinci yer, ormanların arasında kapkaranlık bir yoldu. Yine beklemeye koyulduk ve bir süre sonra herkes çığlıklar atmaya başladı. Kuzey ışıkları tam karşımızdaydı!



Bir sürü fotoğraf çektim ve turdaki herkesle paylaştım. Böylelikle en büyük hayallerimden biri gerçek olmuştu. Hava korktuğumuz kadar soğuk değildi, kuzey ışığı heyecanıyla yanaklarım ve ellerim sıcaktan yanıyordu hatta:)
Bizim gittiğimiz dönemde 4 saat gündüz oluyordu. Güneş 11 gibi doğup 14:00 gibi batışa geçiyordu. İlk ışıklarla husky çiftliğine gittik. Husky çiftliği hayvanlara işkence yapılan bir yer değil. Husky’ler çok enerjik ve güçlü hayvanlar olduğu için enerjilerini bir şekilde boşaltmaları gerekiyor. Hepsi oyun gibi gördükleri kızakları çekmek için sabırsızlanıyorlar ve beklerken bile bir an önce koşmak için kendilerini ileri atmaya çalışıyorlar. Hatta turist olmayan yaz döneminde, huskyler’e enerjilerini atmaları için boş kızakları çektiriyorlarmış. Husky’leri uzun uzun sevdik ve karlı ormanlar içinde inanılmaz keyifli bir kızak turu yaptık.

Oradan çıkınca ren geyiği çiftliğine gittik ve geyiklerle 500 metre süren yavaş bir kızak turu daha yaptık. Laponyalılar geyiklerin etinden, derisinden ve boynuzundan sonuna kadar yararlanıyorlar. Geyiklerin boynuzları belirli aralıklarla kendiliğinden düşüyormuş, 70 Euro civarına büyük geyik boynuzları satılıyordu.

Ardından da bir restoranda geyik eti yedik. Laponyadaki her şey gibi, geyik etinin de organik, antibiyotiksiz ve hormonsuz olduğunu söylediler. Yanında patates püresi ve kızılcık reçeli ile servis ediyorlar. Yine de biz, geyik etini pek yiyemedik, ama çok sevenler de oldu. Önce sevdiğin kaynaştığın hayvanları sonra yemek biraz da garip hissettiriyor doğrusu:)

Akşam yine solar hareket olduğu ve kuzey ışığı avı yapılacağını söylediler. Ben pek şans olmadığını forecast’lerden biliyordum, ama yine de gittik.
Önce donmuş bir göl üzerinde, daha sonra da nehir kenarı bir yerde kuzey ışığı bekledik. Çok çok az ve gözle görmenin zor olduğu hafif bir ışık yine de gördük. Beklemek dahi çok eğlenceli ve farklı bir deneyimdi, iyi ki gitmişiz.

İşte burada Tornio’yu seçmiş olmamızın ne kadar doğru bir karar olduğunu görmüş olduk. Rovianemi’ye gitseydik, snow mobile’ı büyük ihtimalle yine ormanda ya da donmuş göl üzerinde yapacaktık, ama donmuş baltık denizi hiç unutamayacağım bir tecrübe oldu. Önce Kemi’deki bir yere uğrayıp snow mobile başlıklarımızı aldık ve baltık denizinin buzları üzerinde kar motosikletimize binip çok eğlenceli bir tur yaptık. Güneş de yeni doğmakta olduğu için çok güzel görüntüler ortaya çıktı.
O sıralarda hava -1 derece gösteriyordu ve Ankara bile daha soğuktu.
Diğer turlardakilerle konuşurken bir bölümünün ve özellikle Rovianemi’dekilerin kuzey ışığı avına gitmediğini ve ışıkları göremediğini öğrendik. Tornio seçiminde bir kez daha şanslıydık.
Akşam yılbaşı kutlamaları, Tornio’daki İsveç sınırında olacaktı. İsveç-Finlandiya arasında 1 saat fark olduğu için iki kez yeni yıla girecek ve kutlamalara katılacaktık. Tornio bize bir şans daha sunmuştu.
Akşam, tam sınırda konser ve kutlama alanı kurulmuştu ve eğlenceler yapılıyordu. Orda da çok güzel zaman geçirdik. Bir ara İsveç’e dönüp geri geldik ama o tarafta çok bir aktivite yoktu. Kar yağmaya da başlamıştı ve tam hayallerdeki karlı yılbaşı gecesini yaşıyorduk.
Tornio tam sınırda olduğu için turdaki bazılarının saati İsveç saatine geçiyordu ve önceki günler bu yüzden kuzey ışığı avını kaçıranlar olmuştu. Gidecek olanların buna mutlaka dikkat etmesi gerektiğini söylemek isterim.
Tüm bunların ardından otelimize döndük ve ertesi gün sabah erkenden bizi getiren uçakla Türkiye’ye döndük. Benim aklım uzun süre daha Laponya’nın güzelliklerinde kaldı tabi.
Ben Laponya’ya giderken üşüyeceğimi hiç düşünmemiştim. Çünkü soğuk havada nasıl giyinilmesi gerektiğini öğrenmiştim. Mutlaka propobilen oranı yüksek bir içlik ve üzerine yün ya da polyester (polar) giysiler, alta da kar pantolonu ve kar botları giymek gerekiyor. Ben propobilen oranı en yüksek olan Puhu marka içliklerden almıştım.
Zaten turun daha ilk gününde, bize termal tulum, kar botları, çoraplar ve eldiven verdiler ve gezinin sonuna kadar onlarla dolaştık. Böylelikle soğuktan hiç mi hiç etkilenmedik. Mont dışındaki herşeyi giyip, üzerine tulumu geçirince zırh gibi bir şey oldu. Laponyalılar soğuğa kesin çözüm bulmuşlar. Öyle çok giysi götürmeye de gerek yok, bir kabin bagajı 3 gece 4 gün için fazlasıyla yetti.
Laponya’yı gerçekten çok sevdim, gittiğim en güzel yerlerden biri diyebilirim. Gitmek isteyen herkese, soğuktan korkmadan ve hiç düşünmeden gitmelerini öneririm.
http://www.bookmark.com.tr/category/seyahat/
Yılbaşında Laponya ve Kuzey Işıkları yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>Küba’ya ABD’den Nasıl Gidilir? yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>Öncelikle belirtmek gerekir ki, Obama döneminde Küba ile imzalanan Barış Antlaşması’nı Trump seçilir seçilmez feshetti ve Amerika Birleşik Devletleri’nden Küba’ya gidişi yasakladı. Bu yasak sadece ABD vatandaşlarına değil, gitmek isteyen herkese uygulanıyor. Belirtmek gerekir ki, Türkiye’deki Küba Konsolosluğundan alınan yeşil vizeler ABD’den Küba’ya direkt geçişte geçerli değil.
Son gelişmelere rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nden Küba’ya gitmek hala mümkün ama sadece 12 nedenden birini yerine getirmek şartıyla ve bu nedenlerin arasında turistik gezi mevcut değil. Geçiş için, aile ziyareti, basın aktiviteleri, eğitim, dini etkinlikler gibi nedenlerden birine sahip olmak gerekiyor. Bu nedenle ABD’den Küba’ya geçecek olanların 12 nedenden en makul olan “education-people to people” seçeneğini işaretlemesi durumunda herhangi bir sorun yaşanmaksızın Küba’ya girmesine izin veriliyor.

ABD’den Küba’ya geçmek için Pembe Vize almak gerekiyor. Doğrudan uçuş biletinizi aldıktan sonra, uçuştan 2 saat kadar önce Havaalanına giderek check-in kiosklarındaki yönlendirmeleri yapmanız ve seyahat sebebiniz sekmesinde “education-people to people'” seçeneğini işaretlemeniz gerekiyor. Devamında biniş kartınızı alarak yine check-in bankosunun hemen yanındaki bir görevliden 100 USD karşılığında pembe vizeyi alabiliyorsunuz.
Görevli size vize, gümrük beyanı ve kimlik bilgilerinizi içeren bir formu boş olarak veriyor ve siz uçağınızı beklerken formları ve vizenizi dolduruyorsunuz. İşte bu kadar basit.


Küba’da iki tür para birimi var. Birincisi, Peso, diğeri ise CUC. Turistler ile alışverişler genelde CUC ile yapılıyor ve CUC, ulusal paraya göre 25 kat pahalı. Aslında aynı gibi görünse de, yerel halk bir içeceği 3 Peso’ya alırken siz 3 CUC’a alıyor ve çok daha fazla para ödemiş oluyorsunuz. Ne yazık ki tüm döviz bürolarından size CUC verildiği için bu döngüye maruz kalıyorsunuz. Eğer yanınızda Peso varsa ve yerellerin alışveriş yaptıkları yerlerden alışveriş yaparsanız çok daha uygun fiyata yiyip içebilirsiniz. Ancak, Küba’nın restoran, cafe, bar ve marketler yönünden çok zengin olmadığını söylemek gerek.
Ayrıca Küba’ya seyahat ederken yanınızda USD değil Euro götürmenizde fayda var.

Küba vizesini alıp Havana’ya ayak bastıktan sonra başka zorluk yaşamayacağınızı düşünmeyin. Küba’da Türkiye’deki GSM şirketlerinin bir çoğunun yurtdışı paketleri geçerli değil. “Benim günlüğü X TL’ye sınırsız yurtdışı paketim var”, ya da “30 dk’sı Y TL’ye telefonla görüşebiliyorum” derseniz çok ciddi faturalar ile karşılaşabilirsiniz. Tüm internet bağlantıları devlete ait ve telefonunuzun çektiği herhangi bir kablosuz bağlantıya bağlanabilmek için otel, cafe gibi yerlerden internet kartı almanız gerekiyor. 1 saatlik internet bağlantısı için 5 CUC ödemeniz gerekiyor ve bu süreyi parça parça da kullanabiliyorsunuz. Kısacası Küba’ya gidecekseniz bir süre minimum internet kullanabilmeyi de göze almanız gerek.

Sosyalizm ile yönetilen Küba’da tüm oteller, işletmeler, marketler ve restoranlar devlete ait. “Bir markete gideyim yiyecek, içecek, su alayım” diyorsanız ortam sizi şaşırtabilir. Çünkü, genellikle minimal ürün satılan ve yerel halkın ücretsiz faydalanmak için sıra beklediği yerlerle karşılaşacaksınız. Gelir düzeyi aynı olan halkı alışverişe yönlendirmemek için devlet tüketime bu şekilde sınır getirmiş. Kısacası, her zamanki yurtdışı seyahatlerinizden farklı deneyimler sizi bekliyor.
Küba’da Atatürk Heykeli olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Havana Sahili’ndeki Puerto Road’da Atatürk’ü ziyaret etmeden dönmeyin.
İyi seyahatler!



https://cu.usembassy.gov/u-s-citizen-services/local-resources-of-u-s-citizens/traveling-to-cuba/
http://www.bookmark.com.tr/category/seyahat/
Küba’ya ABD’den Nasıl Gidilir? yazısı ilk önce Bookmark üzerinde ortaya çıktı.
]]>